Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yayınlar

Ağustos'un yarısı, neşemin sızısı...

İşte yarısını geçtik bile Ağustos’un... Sizlere de peydah olur mu böyle düşünceler, hisler? Romatizmasıdır burun direklerimin bu vakitler. Mektep zamanlarımdan mı kalmadır, hiç bilemem. El ayak çekilince nükseder hep. Muadil bir hüznü çocukken yatıya kalmak için direttiğim, yatma vakti gelip döşekler serilince yüzümü yastığa gömüp ev sahibesine duyurmadan “annemi özledim” diye ağladığımda da hissederdim. Velhasıl benim için hazanın hüznü başkaca bir şeydir. Yani öyle şairler, ozanlar ezber ettirdiği için değil. Ne zaman güzün yüzü gözükse kapıda, öpüp koklaşır, vedalaşırdım güneşte fazla kalmaktan kavruklaşmış neşemle. Neşemin gölgesi, maddenin tabiatından farklı olarak, öğle vakti sevdiğine kavuşunca büyür büyür ve bir devin heybetine bürünürdü. Ancak bu kavuşmaların birinde çıkıp gelirdi işte hazan. Sadece benim değil; denizin, kuşların, ağaçların da tadı kaçardı. Kalabalıkça olan yaz hanelerimizin pek keyifli misafirleri ardı ardına giderdi. Önce kuşlar mı giderdi, ağaçların yaprakl...

En Son Yayınlar

Kader diyemezsin, sen kendin ettin!

Sait Faik öykülerine öykünmek: “Son Kuşlar” da gider iken...

Gölge Oyunu, bir Yavuz Turgul filmi.

Tükendik!

"Dünya bir penceredir, her gelen baktı geçti."